Mayıs 23, 2010

İznik { Ayasofya Müzesi }

25 Nisan'dı İznik'teydik , 1 ay olmuş...
Şahane bir tarafta zeytin ağaçları diğer tarafta İznik gölü hem doğası hem tarihi etkileyici...
İznik Ayasofya Müzesi, İznik'in tam ortasında , surlarla çevrili kentin dört kapısından gelen yolların kesiştiği yerde inşa edilmiş. Hristiyanlıkla ilgili önemli kararların alındığı 7. konsül 325 yılında bu kilisede toplanmış.Osmanlılar döneminde camiye dönüştürülmüş.


Mayıs 01, 2010

Tarihi Çınarın altında kahvaltı...


İnkaya'da tarihi çınar;
Kendisi 600 yaşında olup 6 asra tanıklık etmiş 9,5 m genişliğinde ve 35 m boyundadır.
Çekirge'den Uludağ milli parkına giden yoldan sola sapıp İnkaya köyüne ulaşarak buluştuk muhteşem manzarayla...
Pazar sabahıydı biz 10 da orda olmamıza rağmen hemen hemen tüm masalar doluydu harika bir köy kahvaltısı yaptık yanına sucuklu yumurta ve gözlemeler de ekledik ama hiç gerek yokmuş kahvaltı yeterince güzel ve maalesef gözlemelerde pek dilediğimizce değildi...
Bursa ya yolunuz düşerse mutlaka gidin tarihi çınarla tanışın altında bir köy kahvaltısı yapın,hiç olmadı çay için miss gibi dağ havasını içinize çekin :))   

Şimdi Taksim'de olmak vardı...

1 Mayıs...
32 yıl aradan sonra işçiler yine Taksim'de...
Tüm işçilerin ve emekçilerin bayramını kutluyorum, 1 Mayısların ülkemde özgürce ve insanca kutlandığı nice yıllar görmeyi umut ediyorum...
Sevgili Aslı günlüğünde  1 Mayıs dileklerini  çok güzel ifade etmiş hepsine katılıyorum...
Bu dilekler için tık tık...

Nisan 29, 2010

Yumoş Aşkı...

Bir süredir Fikrimühim üyesiyim ve anketlerle sitenin çalışmalarına dahil oluyordum.Geçenlerde Yumoş extra kampanyasını görünce zaten kullandığım bir marka diyerek bu ürününüde denemek istedim ve 2 gün önce paket elime ulaştı .Yumuşatıcılar konusunda elim hep beyaz renk olana giderdi Yumoş Doğanın Özü favorimdi İlk kez pembe yumuşatıcı kullandım renklilerimde ve çok memnun kaldım miss kokusundan yumuşaklığından,kargo paketini elimde görüp şaşkınlık yaşayan tüm arkadaşlarıma da denedikten sonra tavsiye ettim.
Fikri mühimin kampanyayla ilgili yazısı ; '' Haftalar boyu süren kalıcı koku ve gün boyu ferhlığı üzerinizde hissedeceğiniz bir MühimKampanya ile karşınızdayız. Yumoş yeni teknolojisi koku Mikrokapsülleri sayesinde sizlere bir yenilik sunuyor. Üstelik konsantre oluşu da bütçenizi koruyor. Haftalarca süren kalıcı kokusuysa size mis gibi bir dünya sunuyor.

Ürünümüz sizi bir aşkla tanıştırıyor. Bu aşk, kokuların sizi saran kalıcı aşkı... Mikrokapsüllü Yumoş Extra, 3 ayrı çiçek kokusuna sahip yeni serisini sizlerle tanıştırmak için büyük bir heyecan duyuyor.

Mikrokapsüllü Yumoş Extralar, konsantre olmasıyla evinizde hem bütçenizi rahatlatacak hem de yumuşacık ve mis gibi kokan çamaşırlara sahip olmanızı sağlayarak siz ve dostlarınıza benzersiz bir yenilik ile tanışma fırsatı yaratacak. ''

Ben çok beğendim ve kesinlikle tavsiye ediyorum ve ön yargılarımı kırmamı sağlayıp beni bu güzel ürünle tanıştıran  Fikrimühime teşekkürler :))

Nisan 27, 2010

Tophane'den ...



Pek çok merdiven ve yokuş tırmandıktan sonra
bu ışık denizinde yüzmenin keyfi
paha biçilmez :)) 

Nisan 26, 2010

Apollont { Gölyazı } daydık...

Cuma sabah bayram coşkusunu yaşadıktan sonra Busa ya gitmek üzere yola koyulduk dura kalka yapılan bir yolculuk sonrasında 4 civarı Bursa ya vardık...
Uzun zamandır alış veriş merkezi görmemiş olmam sebebiyetiyle Ikea , As Merkez ve Zafer Plaza yı peşpeşe gezip özellikle İkea da çok şey beğenip hiçbir şey almadan çıkarak bir rekor kırmış olmanın şokunu yaşamaktayım hala :))
Onca gezip yorulduktan ve acıktıktan sonra Bursa ya gelip her seferinde ne var ki bunda Samsun da yediğimiz daha güzel diyerek ama pek bi afiyetle ve kilo alma korkusuyla İskenderleri bir güzel mideye gönderip evin yolunu tuttuk...
Sabah erken uyanıp eski bir Rum köyü olduğunu bildiğimiz  Gölyazı ya doğru yola çıktık...
Mübadele ile Rumların gidişiyle Gölyazı ya Selanik ten gelen göçmenler yerleştirilmiş ve halk tarım ve balıkçılıkla geçimini sağlıyormuş yurtlarını terk edip giden Rumlar ise zaman zaman gelip bulabildikleri ölçüde evlerini kiliselerini ziyaret ediyorlarmış ne üzücü...
Selanik göçmeninin torunu olarak belkide bizimkilerin tanıdıkları bile olabilir Gölyazılılar diye düşünmeden edemedim ...
Köyde pek çok leylek gördük yuvasında, ayakta, oturan, uçan , acaba hangisi bize uyacak bakalım :))
Köyde en çok keyif aldığım kadınların da teknede oluşu, balık tutmaya gidişleri ve sandal turları düzenlemeleri...
En üzüldüğüm ise köyün ve Uluabat gölünün son derece bakımsız ve pis oluşu bu pislik yüzünden zaten pek çok balığın nesli tükenmiş ...
Köyün girişindeki kilise ve Ağlayan Çınar görülmeye değer ...
Eğer giderseniz bir adasever olarak yaşadığım tüm hayal kırıklığına rağmen bir kerecik olsun görün derim özellikle gün batımında ya da gün doğumunda orda olun ...
Ve mutlaka Kaleci İlhan ın yerinde {köye gelmeden tabelalar sizi yönlendiriyor } Turna Balığı yeyin sırf bu balık için bile Gölyazı ya gelmeye değer :))
Yayın , Kalkan diye devam eden balık sıralamamda en üste yerleşti haberiniz ola :))
Gölyazı bu kadar yarın İznik...

Nisan 25, 2010

Yollardan ...


Yollardaydık...
Yeni döndük kısacık ama bol tarih kokulu , bol fotoğraflı  bir gezi oldu...
Pek yakında :))

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails