ordan burdan... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ordan burdan... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mart 07, 2010

İki salata bir tatlı ...

Hem de gecenin bu saatinde :))
Uzun zamandır beklemektelerdi arşivde ,tembellik edip tatilleri evde geçirdiğimiz bu günlerde yeme içme mevzularından başka pek de yayınlayacak bişii yok haliyle :(
Mercimek salatasını ilk kez denedim uzun zamandır aklımdaydı çok beğendik değişik ve lezzetli bir salata oldu yeşil mercimeği çok fazla kullanacak bi yer bulamadığımdan bundan sonra bu tarifi sık sık kullanıcam anlaşılan {yeni aldığım organik mercimeğin hakkını da yememem lazım tabii bu lezzet için }
Yeşil mercimek salatasının tarifi için buraya bi tık  ...

Mozaik pastayı ilk kez yaptım çok sevmeme ve bir o kadar pratik olmasına rağmen ilk kez portakal rendesi de vardı içinde harika bir aroma olmuştu, yap buzlukta beklet arada bir çıkarıp ye çok sevdim çooook :))
Mozaik pastanın tarifi içinse buraya bi tık lütfenn ...

Diğer süslü şıkıdım salatayı ise tatilde yengem yapmıştı masada harika göründüğü kadarda lezzetliydi :)

Bu aralar Daniel Tammet in kendi yaşamını anlattığı ''Mavi Bir Günde Doğmuştu'' isimli  kitabını okuyorum...
29 yaşındaki otistik Daniel, muazzam büyüklükteki sayıları resim olarak aklında tutabilen, bir haftada en zor dili öğrenebilen,pi sayısının virgülden sonraki 22 514 basamağını ezbere söyleyerek dünya rekoruna imza atan Asperger Sendromlu Dahi hayatını yaşadığı zorlukları öyle içten anlatmış ki çok yakınımdaki birinin hayatını okuyormuş gibi hissettim ...

Eyvah Eyvah ı izledik eğlenceliydi müziklere bayıldım :))

Ocak 13, 2010

Çalışma odası...



Renklerin uyumu  ne güzel di mi  ?
Uzun zamandır düzenlemem gereken çalışma odası için bu mordan bir köşe koltuk ve  gri halı hoş olabilir...
Şimdi de çalışma masasına karar vermeliyim...
d.n... Fotoğraf uzun zamandır arşivde nerden almıştım maalesef anımsamıyorum :(

Aralık 26, 2009

2009 biter 2010 heyecanla beklenirken ...

Geçen senenin son yazısını okudum şimdi...
Eyy 2009 beklentilerime karşılık oldun mu ? Ne umdum ne buldum ? Karşılaştırma yapmak amaç...
 Baştan sevmemişim seni şüpheyle yaklaşmışım...
Buna rağmen üzmemişsin beni...
Pek çok dileğime karşılık olmuşsun üstelik...
Ben seni pek sevmek istemesem de sen beni sevmişsin demek :))
Fotoğraflarla 2009 un son yazısını yazmak istedim aslında ama bir yazıya sığmayacak kadar anı var olunca seçmek zor oldu tabii :))
Bu güzel bir şey di mi , dolu dolu yaşanmış demek ...
~~
Biz seviyoruz gezmeyi & tozmayı , yemeyi & içmeyi ve okumayı & yazmayı.Hal böyle olunca dileklerde bu çerçevede oluyor haliyle ...
Ve geçen yılda bu dileklere bolca karşılık vermiş,pek çok yer gezmişim... Budapeşte hayal etmiş etmekle kalmamış fotoğrafa eklemişim kooordinatlarda karışıklık olmuş sanırım Paris @ Lyon  isabet etmiş, gelecek yıl içinse Venedik dilesem  Budapeşte denk gelir mi :))
Aslında başka bir yerler de olabilir görmek istediğim öyle çok yer varki :))
Ufukta görünmüyor gelecek yıl için ama yurt dışı gezi hayal edeyim  ben yine de belli mi olur...
Sonra yurt içi güzel bir tatil yaptık hala özlediğim Alaçatı & Çeşme & Ilıca ısrarla tekrar tekrar gitmek istediğim...
Bu yıl içinse istediğim Kaş & Olimpos ve çevresi uzun zamandır istediğimiz ama bir türlü olmayan hep bir iş çıkması sebebiyle ertelenen ...

Şarap var geçen yıl ki fotoğrafta bol bol tatma şansım oldu önce Fransız şarapları ardından Şirince nin nefis meyve şaraplarını ... 2010 dan  nefis şaraplar içilen harika sofralar diliyorum :))
Veee olmazsa olmaz kitaplar işte bu biraz hayal kırıklığı derinden etkileyen kitaplar okumadım { Türkan ı saymıyorum orda kitap değil Türkan Saylan ın kendisidir derinden etkileyen } bu yıl ve kitap listemi blog yenilemesi esnasında yitirdim ama biliyorum geçen yıl ki kadar okuyamadım ...
2010 dan  hafızamda uzun süreli yer edicek kitaplar diliyorum...
Ve başka bir kaç { 3 } dilek daha kendime sakladığım  ...
Ama herşeyden önce sağlık ve huzur ...

Mutlu yıllar diliyorum  şimdiden herkese ,2010 uğurlu gelsin,mutlu huzurlu ve sağlıkla devam etsin :))
Vee 2010 son sözüm sana şimdiden seviyorum seni bunu bil uğurlu gel,huzurlu gel,mutlulukla, sağlıkla gel ve yeni yerler, yeni heyecanlarla gel ...


Aralık 24, 2008

Her yerde kar varrrr....

Biz de bekler biz de ister olduk ama burda sadece yağmur var hem de şakır şakır...

Bu aralar okuyorum,öncelik kitapların arka planda ise yazılılar , performanslar , gazeteler v.s. diye devam ediyor bu liste... Koştur koştur geçiyor zaman bi yoğunluk ki o biçim yetişmek mümkün değil... Neler yapılmış neler bloglarda ben takipten kopunca bi gezinimm bakalım güzel kitaplar okudum anlatıcimmm :)))

Aralık 05, 2008

Okudum , yazdım ......


Son yazımda kar dilemiştim di mi , yahu insan bi hava durumuna bakarda öyle diler ki azıcık gerçekleşebilme ihtimali olsun aksine sonbaharı diil de ilkbaharı yaşarmışçasına güzel günler geçirdik yoğun bi haftaydı artık okulumuzun tadilatı bitti yeni pırıl pırıl okulumuzda kendi sınıflarımızda başlıcaz tatil dönüşü ama özlicem öğleci olmayı uyanıp elimde kahve bloglar arası gezinti yapmayı, gazetelere bakınmayı ,kitap okumayı... Ama yine güne kitap okuyarak başlayabilecek olmanın keyfini yaşıyorum şu aralar umarım düşündüğüm gibi güzel olur ... Derse başlamadan önce ilk yarım saat kitap okuma dersi ekledik... Ne güzel olur ki öğrenciler de kitap okumanın keyfine varsalar ...


Son okuduklarımdan Şiraz'ın Eylül'leri ve henüz bitirdiğim Bin Muhteşem Güneş gerçekten etkileyici ve daha önce okuduğum Uçurtma Avcısını da ekleyince farklı yerlerde geçmelerine karşın yaşanan korkunç olayların benzerlikleri açısından birbirine karıştırmaya başladım karekterler karışır oldu hele Halit Huseynı'nin iki kitabında da Yetimhene müdürü Zaman la karşılaşınca kim nerdeydi hangi romanda kim vardı yazmak istiyorum bu sebeple yazmak ve anımsamak...
~~ Şiraz'ın Eylül'leri...
Dalia Sofer kendi yaşam öyküsünden esinlenerek yazmış , 1979 İran devrimden sonra yaşamı darmadağın olan bir ailenin dramı... Amin ailesi devrim sonrası sözde normal yaşantısına devam ederken bir gün aniden kapısını Devrim Muhafızlarından biri çalar.... İshak’a kendisiyle beraber gelmesini söyler, sorularına cevap alamayan İshak itaat etmek zorunda kalıp onları takip eder... Bu gidişi yaklaşık iki mevsimden fazla sürer,bu zaman içinde aile tüm uğraşılarına rağmen kendisinden hiç haber alamaz, ne olduğu, nerede olduğu bilinmez.... İshak Amin kendisiyle beraber çocuklar, komünistler, devrim karşıtları ve müzisyenlerle aynı hapishaneyi paylaşmaktadır.Meşhur piyanist Vartan Sofoyan da gördüğü işkenceler sonucu öldürülür. Ölüm artık onun için bir kurtuluştan başka bir şey değildir. Feryatlar ve bağrışmaların aksine kimse derdini anlatacak bir merci bulamayınca yavaş yavaş etrafında olanların yok olduğunu gören Amin de paniklemeye ve umudunu yitirmeye başlar, sonunda tüm varını yoğunu devrimin sürekliliği adına bir tek kişiye vermeyi teklif ettiğinde hürriyetin kapısını aralar... Ancak aylar sonra evine geriye döndüğünde her şeyi değişmiş bulur... Kendisi zengin ve mücevher ustası olan İshak Amin bir şekilde kefaletini ödeyecek yolu bulur.Hayat yine devam etmektedir ancak değişmiştir. Her ne kadar kabul etmesi zor olsa da İshak Amin kendine vatan olarak gördüğü ülkede istenmediğini anlar. Şah ve ailesine hizmet sunan biri olarak başı beladan, kendisi tehditlerden kurtulmaz. Kurtulmasının tek bir yolu vardır.Ülkesinden kopmak...
~~ Bin Muhteşem Güneş...

Yazarın ilk kitabı Uçurtma Avcısı nda savaşa ve günümüz Afganistan'ındaki etnik düşmanlıklara rağmen normal bir hayat yaşamaya çalışan iki çocuğun hikâyesini anlatılıyordu. Bin Muhteşem Güneş te ise aynı hikâyenin kadın tarafı, hem iki kadının hem iki şehrin ~ Herat ve Kabil ~ hikâyesi...

İlk Herat yakınlarında, evlenmemiş annesiyle birlikte yaşayan Meryem'in dünyasını görüyoruz. O kadar üzücü bir dünya ki bu... Zavallı Meryem sara hastası annesinin yükünü çekmek zorunda ve hayattaki tek mutluluğu Herat'ta sinema işleten, bir gün kendisini de yanına alacağını umduğu ikiyüzlü, sevimli babasının haftalık ziyaretleri...Meryem in annesinin annesi ölümüyle duygusuz babası onu Kabil'den bir tanıdıklarıyla evlendiriyor. Burka giymesinde ve misafirler geldiğinde üst katta saklanmasında ısrar eden bir yabancıyla yaşamak zorunda olmanın yarattığı travmaya rağmen, özellikle hamile kaldığında, kocasından ilgi ve şefkat görebileceği umudu yeşeriyor Meryem'in içinde. Ama Hosseini, kadınların sadece 'doğuran' olarak görüldükleri bir toplumda çektikleri çileyi bütün canlılığıyla gözler önüne seriyor; yaptığı düşüklerin ardından evlilik Meryem için hapishaneye dönüşüyor...
Meryem'in hayatından, kızının eğitim görmesi gerektiğine inanan liberal bir babanın kızı olan Leyla'nın hayatına geçiyoruz. Bu, Meryem'i dışardan görmeye başlamamız demek: Leyla onunla hiç konuşmasa da, örneğin, bir gün "ayakkabıcı Raşit burka giymiş karısıyla önlerinden geçiyor." Hosseini, her peçenin altında gizli hikâyeleri olan bireylerin olduğunu hatırlatıyor bize. Eğitimi, tutkuları ve fikirleri olan bir genç kız Leyla ve onun bir de kendisini sinemaya ve seyahate götüren zeki bir erkek arkadaşı var. Leyla'nın çocukluğunun geçtiği (Sovyet kontrolündeki) dönemden, kardeşinin mücahitlere katıldığı ve sekiz yıllık savaşın ardından Rusların savaşı kaybetmeye başladıkları söylentilerinin çıktığı döneme kadar adım adım ilerliyoruz. Ancak Rusların ülkeden atılmalarının ardından mücahitlerin nasıl özgürlük savaşçılarından aşırı muhafazakârlara dönüştüklerini görüyoruz...

Leyla'nın ailesinin başına gelen felaketlere doğru ilerliyoruz. Sonunda onu öksüz, yetim ve yapayalnız buluyoruz. Leyla, Raşit'in kendisini ikinci karısı olarak almasına izin vermek zorunda kalıyor. Bir felaket diğerini izliyor, aileler parçalanıyor, dayaklar ve tehditler yanlarında erkek olmadan sokağa çıkamamalar kadınların gündelik hayatının sıradan parçaları haline geliyor...Bin Muhteşem Güneş, kocalarının zulmü karşısında iki kadının geliştirdikleri dostlukla ilerliyor... Bu kadınların sevgiye dair tek umutları birbirleri; fiziksel ve duygusal olarak hayatta kalmalarını ise sadece bu sevgiye ve Leyla'nın çocuklarına besledikleri sevgiye borçlular...

Kitabın sonlarına doğru güzel gelişmeler de yok değil ama tüm bu olayların yaşanıyor olmasını bilmek bile insanın içini acıtıyor...

Perina ya başladım uzun bi tatil var önümüzde ve de bayram ama arada pek kitaplarla buluşabileceğimi zannetmiyorum gezilecek yerler bolca zira :))

İyi bayramlar diliyorum...

d.n.... :)) Fotoğraf bizim yaramaz kaplumbağamız Raffy e ait bunalıma girmişliğimi ,yuvasından kaçmışlığı, bizi protesto etmişliği bile vardır, bu haliyle çok masum dursa bile yaramazdır kendileri.... Uyurken ki bu hallerine bayılıyorum bizden önce tatile gitti keyfi de pek yerindeymiş aldığım haberler göre :))

Kasım 30, 2008

Kasım Biterken ...

Sonbaharın son ayını da bitiriyoruz işte... Uzun yıllardır sonbahar gibi geçen bi sonbahar yaşayamıyorduk hep kış arada bir gösteriverirdi kendini ama bu yıl izin vermedi sonbahar buna , ne de güzel oldu doğa renkten renge girdi...

Yeni kitaplar okuyorum , yeni bir yaşa girdim adım adım ilerlemeye başladım bile yeni filmler görmek, yani tadlara bakmak, daha çok gezmek ,daha çok görmek bu yıl için isteklerimden sadece bi kaçı...Başlamak bitirmenin yarısı di mi istemekte yerine getirmenin yarısıdır o zaman isteyelim ki olsun :))

Bazen yazmak istemiyor canım şu aralar en çok istediğim keyif aldığım okumak ... Dönemlerim olur böyle bir şeye takılır kalırım başka bişii istemez canım tıpkı şimdiki gibi sonra da bırakırım uzun bi süre o keyfe ara veririm sonra tekrar dadanırım...

Yeni bir kitaba başlıyorum bu aralar okuduklarım hep bi şekilde vatanını doğduğu toprakları terk etmek zorunda kalanlarla ilgili mekanın nere olduğu hiç önemli değil insanlar ne çok ülkelerinden kaçmak,hayatlarını geride bırakmak zorunda kalıyorlar idare değiştikçe birileri fazla geliyor beceremiyoruz hep birlikte yaşamayı ...

Güzel bir hafta diliyorum belki kar yağar kimbilir tatil gelmeden yağsın lütfennnn...

Kasım 23, 2008

Bol çikolata tadı;Sufle !!!

Yine bi hafta sonu yine hüzün dolu :)) Ne kafiye yaptım di mi ? Bu hafta sonları neden böyle bi çırpıda biter ki sanki ? Bugünlerde kış kendini yavaş yavaş gösterirken evde zaman geçirdiğimiz nadir hafta sonlarından birini yaşadık uzun zamandır görüşmediğim arkadaşımla zaman geçirmek kitaplarımı bitirmek ,yenilerine başlamak ,yemek yapmak, birileri için güzel masalar döşemek,dedikodu yapmak :)) özlemiş olduğum keyiflermiş fark ettim ve dedim daha sık biraraya gelmek lazım ama mutlaka arayı açmamak lazım...

Sonra sert esen ılık rüzgarda dolaşmak,mağzalara girip çıkmak bişeylerin içine sığamamak,kızmak spora başlamak için and içmek ,eve gelmek tv'de eskilerden gelen müzik sesleri arasında Metin~Ali~Feyyaz üçlüsünü görerek çocukluk günler gitmek yine bi Kasım da olduğumuzu ve yeni yaşın çok yakında olduğunu hatırlamak ve yaşlanmaktan korkmakla '' her yaşın ayrı bir güzelliği var ''şarkısı arasında gidip gelmek...

Sonra ilk kez denenen sufle nin lezzetine bayılarak bi daha bi daha denemek (nasılsa spora gideceğim diyerek )ve ilk denemenin daha güzel olması üzre acemi şansının varlığına inanmak pazara dair yaşanan gel git lerden bir kaçı oldu sadece...

Sıcak Sufle
~~ 75 gr margarin
~~ 120 gr bitter çikolata
~~ 3,5 yk şeker
~~ 2,5 yk un
~~ 2 yumurta
~~ 1 fiske tuz
~~ Pudra şekeri

Çikolata ve margarini benmari usulü eritirken,diğer tüm malzemeleri iyice çırparak eriyen karışıma ekledim . Sufle kaplarının içini yağlayarak pudra şekeri serptim ve buzdolabında bir süre beklettim. Sonrasında karışımı kaplara paylaştırarak önceden ısıttığım 200 derecelik fırında 10 dk pişirdim.Fırının çağrısı üzerine gittiğimde çikolatalar ortadan lav gibi akar durumda harika bi görünmdelerdi.Üzerine pudra şekeri serpip krema ile süsledikten sonra sıcak servis yaptım.Ve dedim ki ben bunu hep yaparım:))

Benim sufle için kullandığım kaplar 10 cm lik , ilk gün bu malzemeleri 3 kaba paylaştırdım çok geldi sonra 4 kaba paylaştırdım ideal oldu ama orjinali nedir bilmememe rağmen tahminen sufle kabının daha minik olması gerektiği fikrine vardım ve yeni kaplar için araştırmalara başladım hala denemeyen kalmışsa sanmıyorum ama deneyin mutlaka çok pratik hele çikolata severler mutlaka...

Yine bu aralar var olan sadece kitap okuma isteğim var gücüyle devam etmekte yeni kitaplarım oldu fuar'dan aldıktan sonra çok mutlu olduğum bi an önce okumak paylaşmak istediğim ve uzun zamandır merak ettiğim... Yüzyılın Aşkları na başladım bile ... Merakla okumak istediklerim var içinde bi kısmını bildiğim bi kısmını da merak ettiğim... Adnan Menderes'in uğruna pek çok tabular yıktığı aşkına karşı bile ne kadar duyarsız kelimesi bile çok hafif kalıyor ama öyle olduğunu görmek bir kez daha şaşırtmadı beni ,Oğlu Yüksel Menderes in İpek Kramer le yaşadığı aşksa pek çok iniş çıkış sonunda da yok oluşa varacak kadar hüzünlü ve dramatik...

Okudukça ilginç gördüklerimi paylaşmak ,okuyan birilerinin var olduğunu bilmek son derece keyif verici...

Son olarak bu kadar okumayı bana sevdiren okumayı ,yazmayı ve daha pek çoklarını sayesinde öğrendiğim mutlaka bi yerlerde beni duyuyor ve görüyor olduğuna emin olduğum ilkokul öğretmenim ve tüm öğretmenlerin ve de kendimin öğretmenler gününü kutlarım efenim :)))

d.n..... Şöyle bi yazdıklarımı okudumda ne kadar daldan dala atlamışım , tam anlamıyla ordan burdan olmuş affola :)))

Kasım 17, 2008

Günler Geçerken...

Selamm...
Yeni bir haftanın ilk gününü bitirdik bile,sonbaharın son ayını yarıladıkk artık kış gelsin kar yağsın diye bekler bile olduk...
Günler öyle çabuk geçiyor ki yakalamak yetişmek imkansız hafta sonu da aynen böyle bi çırpıda geçti... Gündüz evde kitap ,kahve ,müzik keyfiyle akşamlarsa dost sohbetleri ve sinema keyfiyle mi desem komedisiyle mi bilemedim :))

Eveeet gitsek mi gitmesek mi şeklinde karar verme sıkıntısı yaşasakta yok gidelim görelim de yorumlayalım diyerek sonunda izledik Mustafa'yı...

Üzerine çok şey yazıldı söylendi fazla bişey söylemek istemiyorum yalnız eleştirilerin de pek çoğuna da katılıyorum , kesinlikle Atatürk 'ü tabu olarak görmek gibi bi niyetim de yok ama filmde tabuların yıkılması gibi bişey de zaten söz konusu değil... Yine de bi kaç kelam etmesem rahat edemicem gibi geliyor...

~~ Detaylara fazla takılmayan benim için fazla detay noktalara değinilmiş, daha önce söylenmemiş şeyleri söylemek amacıyla fazla melankoliye girilmiş kıyıda köşede kalmış ufak anektotlardan bahsedilmiş ...
~~ Can Dündar için fazla acemice bi belgesel olmuş ...
~~ İngilizlerin bi deyimiyle '' Eksik bilgi vererek yalan söylenmiş ''...

Dünyaya Atatürk'ü tanıtmak maksadıyla yola çıkan bi belgesel çok daha başarılı olmalıydı,olmamışşş NOKTA NOKTA NOKTA

Uçurtma Avcısını okudum; Afgan halkının neler çektiğini oralarda kadın olmanın ,çocuk olmanın insan olmanın, ne zor olduğunu görerek hüzünlendim , şükrettim ama o duruma gelebilmekten ürktüm hem de çoook...

Nihayet Eylül' ü bitirdim ama itiraf ediyorum son 40 sayfasını atlaya atlaya okudum ne zorladı beni o kısacık kitap,Boleyn Kızı'na başladım 300 sayfasını devirdim bile... Kitap fuarına gidemedim bu yıl biraz sönükmüş üzüldüm yarın diye söz kestim...

Görüşmek üzre dolu dolu günlerde,okunan ,gezilen ,yenilen , içilen , izlenen kısaca yaşanan...

Kasım 04, 2008

İstiyorummm....



Duvara monte edilebilecek kitaplık rafı ararken rastladım kendilerine,muhteşemler di mi??? Kesinlikle bi matematikçinin evine yakışabilecek en güzel zamazingo....
Bunu yapabilecek bi marangoz bulunur mu???? Ya da farklı fikirleri olan...

Ekim 29, 2008

Maviii...

Mavi, yeme içgüdüsünü azaltan bir renkmiş . O yüzden bu fast-food zincirleri içeride mavi hiçbir şey kullanmazlarmış. Tüm diyet ürünlerinin de mavi yazı ve logo kullanmaları bundan sebepmiş. Süt ve süt ürünleri ise sağlıklı şişmanlatıcı olmadıklarını anlatmak için maviyi ve yeşili tercih ederlermiş.

Şimdi bu manzaranın altında bu yazı ne alaka di mi ?? Yok yok karıştırmadım sınıflarımızın renklerini seçmemiz istendiğinden beri renklerin dilini araştırmak aklımdaydı az önce baktım ve bu yazıları gördüm ordan da bugün Amasra da nefiss balığını yerken manzaranın da keyfine vardığımız ( üstteki manzara diil yalnış anlaşılmasın ) Mavi Yeşil restorantı düşündüm yahuu böyle ise insan orda bişey yemek istemez ki die düşünürken bizim nasıl götürdüğümüz aklıma geldi hıııı dedim adında var mekanda renkler yok :))
Eveet var mıdır bu renklerin dilini bilen ?? Ben açıklı koyulu lila tercih ettim onunla ilgili nette bilgi sahibi olamadım.Ama maviymiş rahatlatıcı etkisi olan hatta Amerika'da bir ilkokulun duvarlarını beyaz ve portakal renginden, maviye çevirmişler, çocukların notlarının yükseldiğini ve yaramazlıklarının azaldığını tespit etmişler, bizimkiler koridorda ele avuca sığmaz olduklarından sebep oraları mavi mi yapsak var mıdır bunun uzmanı ??

d.n...:)) Resimdeki oltanın ucuna her gün 3-4 kalkan takılırmış o oltanın diğer ucunda olmak istedim ...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails