sinop etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinop etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eylül 17, 2008

Tatlıcaa ; çoook güzel bi gündü !!!

Sinop,Sinop tan Erfelek , Erfelekten Tatlıca Takım Şelalelerine varış....Son 7 km çok kötü bi yol değecek mi acaba bu kadar yolu gitmemize diye kara kara düşünen bizler gittikten şelalere tırmanmaya başladıktan buzz gibi suların içinde yer yer halatlarla geçtikten doğa nın içinde kaybolduktan sonra değmez olur mu hem de ne değermiş hatta defalarca gelinip bu keyif tekrar tekrar yaşanırmış diye düşünmeye başladık...
1. Şelale herkesin gördüğü açıklık alanda ,2. ve 3. şelaleye de çok kolay çıkılıp herkes rahatlıkla görebiliyor...
Fakat sonrasında yol birazcık patika halini alıyor kimi yerlerde halatlardan yardım almak gerekebiliyor,yukarda olduğu gibi basamaklar var ama kaygan olduğu için halat kesinlikle emniyetli...
Buz gibi suların içinden geçerek tırmanılan 29 şelale kesinlikle doğa harikası...İnternetten araştırken kesinlikle rehbersiz çıkmayın kaybolabilirsiniz diyordu fakat yaaa kaybolucaz hadi rehber çağıralım diye mızıklanan bana kesinlikle itiraz eden sevgilim sayesinde rehbersiz ama son derece de kolay tırmanabildik,suyu takip ediyosun hepsi ooo...
Arada suların içinden arada dışardan geçe geçe arada da buz gibi suya dalan sevgilimin yerine dona dona 29. şelaleye ulaştık...
Yol üzerindeki manzaralardan bi kaç tanesi değirmen için farklı bi güzergaha çıkıp tekrar dönmek gerekiyor aksi halde tüm şelaleleri göremeyebilirsiniz...29.şelalede sizi buz gibi su ayran ve fırında patates bekliyor o yorgunluktan sonra acaip tatlı geliyo...
Dönüş yolunda çok var mı gitmeye değer mi diyenlere cevabımız kesinlikle değer oluyor kıyafet ve ayakkabı sorununuz yoksa kesinlikle sıkıntı yaşanmıyor ...
Mutlaka ama mutlaka gidin görün şelalelerin 29 una da tırmanın dönüşte de kuzu çevirme yemeyi ihmal etmeyin :))
Sinop bu kadar aslında daha yazıcak çok şey var ama tatil öncesi Trabzon gezimizi de eklemek istiyorum sonrasına taze taze yer kalsın di mi ama ...

Eylül 14, 2008

Tatildennn ; Haala Sinop !!!

Kale den ve sahilden akşam üzeri kareler...
Pervane Medresesi....
Yine kaleden gündüz görüntüleri,Burç kafe çok hoş gece canlı müzik püfür püfür esen ve yıldızların altında '' benim gönlüm sarhoştur '' misali ...
Sol alt kütüphane ne kadar hoş di mi ??? Diğerleri sahildeki parktan...
Ayancık....

Etnografya müzesi beğendik ama yetkililer pek de sıcakkanlı diil di demeden geçemedim...
Sinop gecesi gündüzü midyesi ,mantısı, doğası ,denizi , balığı, tiridi ,rüzgarı dalgası çok keyifli ve lezzetliydi :))))

Eylül 04, 2008

Tarihi Sinop Cezaevi !!!

Bolca hüzün, korku ,ürperti, acıma, üzüntü, kızgınlık gibi pek çok duygu dolaştı durdu koridorlarda bahçede dolaşırken aklımın köşelerinden...
Cezaevi adeta açık hava müzesi görünümünde ama çok da bakımsız maalesef ki her yerde var olan değer bilmezlik burda da mevcut...
Hapishaneyi çevreleyen iç kalede 11 adet burç mevcut .... Burçların yüksekliği 22 metre ve surların yüksekliği ise 18 metre imiş ...Yani kaçmak imkansızzz... 3 metre kalınlığında olan surların üzerinde iç kaleyi bir uçtan bir uca kadar gezebilme imkanı veren yollar muhafizların gezi yolu olarak kullanılmış...Gözetleme kuleleri etkileyici orda eli silahlı askerlerin bulunduğunu düşünmekse korku verici... Üzerlerinde değerli tarihi bilgiler bulunan kitabeleri ile bu gün sapa sağlam ayakta duran ve eski zindan özelliğini yitirmeyen ve bazıları kullanılabilir durumda olan Burçlar bu hali ile görülmesi gerekli kültür varlıklarımızdan... İç kaleyi oluşturan beden ve burçların yapımında Antik devir mimarisine ışık tutacak bol miktarda mimari parçalar kullanılmış...
Zindan çok ürkütücü bi insan nasıl olur da o şartlar altında yaşamış olabilir,düşündürücü...
Pek çok ünlü yatmış Sinop Cezaevinde... Koridorlarda dolaşırken sözlerini orda yatarken Sabahattin Ali nin yazdığı Aldırma Gönül yankılanıyor adeta kulaklarımda...
''... Dışarda deli dalgalar,
Gelip duvarları yalar,
Seni bu sesler oyalar,
Aldırma gönül aldırma...

Görmesen bile denizi,
Yukarıya çevir gözü:
Deniz gibidir gökyüzü;
Aldırma gönül, aldırma...''' sözle ne kadarda güzel anlatıyor cezaevini kimler kalmış neler yaşamış ne zor şartlarda ne zor günler geçirmişler diye düşünüp hüzünlenmemek elde diil...

En son kare hala çekimi devam etmekte olan Parmaklıklar altında dizisinin seti olark kullanılan ve özel hazırlanmış koğuş,çok renkli ...

Cezaevinin koridorlarında ,koğuşlarda,bahçesinde dolaşırken dışarda uçan kuşlar, ağaçlar ,çiçekler ,bahçede dolaşan kedi,dalgaların sesi bile farklı düşüncelere sevk ediyor insanı çok çoook hüzün verici...

Eylül 03, 2008

Tatildenn ; Hamsilos Fiyordu,Akliman,İnceburun !!!

Fiyordları ile ünlü kuzey ülkesi Norveç'i imrendirecek bir fiyord, Hamsilos...Hemen hemen eşi benzeri bulunmayan bir doğa yolculuğu...
Hamsilos fiyordunun öncesinde "Ak liman" adını taşıyan denizin içeri doğru haliç yaptığı olağanüstü bir doğa parçası var. Tekneler karşılıklı dizili, uyuyor gibi. Milli Park statüsündeki piknik alanında yemyeşil çimler ve ağaçların etrafına serpiştirilmiş banklı ahşap masaların yanıbaşına park etme imkanı bulunuyor. Hiç dalganın olmadığı, balıkçıların sakin ve ritmik bir biçimde ağları ayıkladığı bu cennette, insan fotoğraf çekmeye doyamıyor.Tabir yerindeyse 1 saat önce geçen teknenin izi hala duruyor...

Hamsilos, büyükçe bir göl görünümünde denize açılan bir geçiş kanalı var ve merak uyandırıyor. Çevresi yemyeşil, yamaçlar ağaçlarla kaplı ve piknik alanı, gün doğumundan gün batımına kadar güzel. Fiyordların oluşumu: Fiyordlar, dağların yamaçları arasında karanın içlerine uzanan ince uzun deniz kollarının, oyulan vadileri deniz suyuyla doldurmasıyla oluşuyor. Karadeniz'de dalgalar kıyıları sürekli döverken, kayalara vuran dalgalar kaya tabanını oyup üstte kalan bölümün çökmesine neden oluyor. Düşen parçalar yine dalgaların etkisiyle, akıntılarla küçülüp yayılarak denize taşınıyor ve bu şekilde kıyı şekilleri belirleniyor.

Türkiye'nin en kuzey noktası olan, Karadeniz kıyısındaki İnceburun...Sinop a geldiğimizden beri yer yer var olan sadece son gün görmediğimiz hırçın dalgalar burda da mevcut...Fenerleri hep sevmişimdir İnceburun feneri de çok etkileyici...

Hele Hamsilos gerçek bi doğa harikası insanın oturup dalgaları izlemesi o sesi duyması bile çok huzur verici ,fiyordun iç kısımlarında denize girenlere imrenmek de başka bi keyif...

Önce Akliman sonra Hamsilos ve sonra İnceburun diyerek ve sonunda da sakin sulara kendimizi bırakarak günü noktalıyoruz...


Eylül 02, 2008

Tatil'denn ; Gerze !!!

Selammm!!!!
Uzun bi aradan sonra döndüm ben,bol resim ve birikmişle,şimdi kara kara düşünülmekte o birikim nasıl aktarılacak bu sayfalara...
Sinop turumuzun ilk durağı Gerze'ydi minicik şirin mi şirin bi ilçe ...Karadeniz in azgın dalgaları var olduğu için gidişte olmasa da dönüşte ki yaklaşık 1 hafta sonraya denk gelir deniz in keyfine de varabildik Gerze de muhteşemdi :))

Tipik bi sahil kasabası Gerze biz çok sevimli bulduk sokaklarında dolaşmak bi tarafta denize girenleri görmek diğer tarafa geçince dalgaların dövdüğü kıyı sahilini izlemek sonrasında Sinop ta da bu manzarayla sıkça karşılaşıp hayran kalmak,çok hoştu...
Birbirinin benzeri olan minik evleri ,limana demirli sandalları,lila cafe yi,bizi çocukluğumuza götüren eski tip çocuk parkını,her yıl şampiyona göre renklerini değiştiren çeşmeyi çoooook sevdik.... Ama kıskançlıktan fotoğraflamadık :)))

'' Karadeniz Bölgesi'nin gezmeye görmeye değer, tarihi ve tabiat güzellikleri ile dolu olan Gerze ilçesi, antik çağlardan bu yana toplumlar tarafından yerleşme ve barınak yeri olarak seçilmiş. MÖ. 1400 yıllarında Gaşgalılar (Gasgaslar) tarafından küçük bir köy olarak kurulan şirin sahil ilçesi Gerze, daha sonra Paflagonya Devleti'nin eline geçmiş, sırasıyla da Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Büyük İskender, Roma ve Bizans İmparatorluklarının egemenliğine girmiş. 1214 yılında I.İzzettin Keykavus zamanında Selçuklu Devleti'nin hakimiyetine giren Gerze, bir ara Trabzon Rum İmparatorluğu'nun eline geçmiş, 1459 yılında da Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanmış. Kayıtlardan ilçenin eski adının Zagora, Gürzühatun, Savetova, Argibete olduğu anlaşılmaktadır, bilindiği üzere Paflagonyalılar Kızılırmak'ın batı yöresine mızraklılar ülkesi anlamına gelen Gezonolit adını vermişlerdir. Gerze adının buradan geldiği sanılmaktadır. '' diyor Gerze Feneri adlı site...
Bi sonraki yazıda ama en kısa zamanda görüşmek üzere :))

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails