Yedigöller... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yedigöller... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 13, 2009

Sonbaharda...


Sonunda bloğuma eski haliyle ulaşabildim
Kadından kentler okuyorum...Her hikaye başka bir kent her hikaye başka bir kadın
Her kadında çevremizden birilerini bulmak pek mümkün
Ve son olarak Yedigöller tam zamanı kaçırmayın
Yeşilin sarının kahvenin ve kızılın her tonu,sonbahar bitmeden ve hep bir arada...

Mayıs 25, 2009

Bahar'da Yedigöller...




Önce sonbaharda sonra ilkbaharda gittik Yedigöllere baharda çok güzeldi ama sonbaharda bambaşkaydı her taraf kartpostal gibiydi günlerce gözlerimi kapattığımda kendimi orda hissettim:)) Eğer bir kere gitme şansınız varsa kesinlikle sonbahar derim ama yeşilin tadına doyulmaz derseniz ilkbaharda, pikniğimizi yaptık çaylarımızı içtik yürüyüş yaptık göllerin etrafında gezdik Pisagor u yeniden keşfettik daha neler neler ...

Kasım 11, 2008

2 Kitap , 1 Film ve Yedi Göller...

Hafta sonu okunmayan 2 kitap ,görülmeyen bir film ve gezilmeyen Yedigöller gezildi ve hepsinden de inanılmaz keyif alındı.Fotoğrafların hepsi Yedigöller' den bunlar benim makinemden çıkan sadece bir kaç tanesi ama kesinlikle görülmeli ,adım adım gezilmeli derim ben...
Cumartesi sabah 8 buçuk gibi kalkılıp kahvaltı yapılıp her ihtimale karşı denilerek mangal yanımıza alınıp yollar düşüldü.2 saat 20 dakika sonra harika manzaralar eşliğinde Yedigöller'e ulaşıldı.Kayadan oyulma bir tünel vardı görüntüsü çok enteresandı durup fotoğraflayamadım aklım onda kaldı onun için bi daha gidicem desem :))
Yedigöller'in girişinde pırıl pırıl bi hava ve Seringöl karşıladı bizi üzeri yapraklarla kaplı yaprakların renklerini söylememe gerek yok sanırım sarının kahvenin turuncunun her tonu mevcut.Sonra Büyükgöl yanıbaşında Deringöl derken her birinde manzara bambaşka büyüledi bizi.Sabırsız bizz eee dedik diğer göller nerde baktık Yedigöller krokisine hımmm yukardaymış sabırsazlanarak arabayla çıktık yukarıya ama yürüyerekte çıkılabilir hatta çıkarken şelale ve gülen kayalar da görülebilir.
Önce Kurugöl 'le karşılaştık kupkuru yeşermiş adeta sonra süzülerek Nazlıgöl karşıladı bizi nasıl güzel büyüleyici serildik hemen piknik masalarından birine iii ki dedik hazırlıklı gelmişiz temiz hava nasıl acıktırdı bizi önden sıcak çikolatalarımızı içtik sonrasında mangal keyfi yaptık,çok hoş yerler hazırlanmış mangal yapabilmek için sadece ızgara götürmek yeterli....
Sonra düştük yine gölleri dolaşmak için yollara Nazlıgölün etrafından dolaşarak ykarı çıkınca İncegöl'le karşılaştık o nasıl bi muhteşem görüntü adeta kartpostal, her tarafta fotoğraf çekenler bol miktarda... tabii ne yanı çekeceğini şaşırıyor insan, en çok İncegöl ü sevdik dolaştık yaprakların üzerine uzandık,bi sonraki sefere mutlaka kalmaya gelicez dedik,ardında Sazlıgöl gizlenmişti onu keşfettik...
''Uzuuuun Uzuuun yıllar önce ormanın deinliklerinde mavi küçük yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı.Onlar kendilerine şirinler derlerdi ve çok iyiydiler.Sonra korkunç büyücü gargamel vardı,o kötüydü.Eğerr bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin.Belki Gargamelin çığlıklarını duyarsınız ve iyi bir çocuk olursanız belki de şirinleri bile görebilirsiniz'' sesleri yankılandı kulaklarımızda şirinler varsa eğer kesin burda yaşıyolardır diye her köşede onları aradık ama ya biz büyümüştük ya da yeterince iyi diildik rastlayamadık :(((

Şirinlerden umudumuzu kesince ormanın derinliklerinden gelen ''Baltalar elimizde uzun ip belimizde biz gideriz ormana hey ormana... '' seslerini takip ederek (ki gerçekten duyduk bu sesleri ) Yedi Cüceler' i Pamuk Prensesi aradık ama onları da Prens almış götürmüş çok mutlu yaşıyolarmış diye duyduk,göremedik :))
Her köşeyi dolaştık Pisagor ağacını gördük Gülen Kayaları aradık şelaleye tırmandık son derece keyifli bir gün geçirdik yine ama yine hem de daha uzun süreli tekrar gelmek üzere sözleşerek keyif içinde yola koyulduk :))

Cumartesi gece Destinayı bitirdim 2024 yılı İstanbul depremi olmuş ve Türkiye parçalanmış ve tüm Türkler dünyanın farklı ülkelerine dağılarak asimile olmuşlar,düşüncesi bile çok korkunç geldi... Pazar Son Ada okundu bir anda insanların olayların nasıl değişebildiği düşüncesi korkunç ... 40 ailenin herşeyden uzak huzur içinde yaşadığı bir ada kendine emekli diyen eski bir başkanın Ada ya yerleşmesi ile başta martılar olmak üzere tüm ada canlılarının hayatlarının bir anda değişmesi düşündürücü ...
Pazartesi akşam Isız Adam ı izledik uzun zamandır izlediğim en hüzünlü aşk ...
Üfürürkten Prenses çok güzel yazmış : Eğer canınızı yakmak istiyorsanız,kaybettiklerine yanmak veya kaybetmedikleriniz kıymetini anlamak istiyorsanız,hayat filmlerdeki gibi herzaman "mutlu son" ile bitmediğini idrak etmek istiyorsanız.. bu filme gidin..bizden birşey olmaz diye düşündüğünüz türk sinemasına saygı duyun.. bizim seslerimizle,bizim renklerimizle "aşkı" yaşayın.. Çağan Irmak'ın filmin sonunda " bize armağan ettiğini" söylediği bu filmi izleyin..Ve mutlaka ''Bana Yalan Söylediler ''i dinleyin...

Kasım 08, 2008

La la la lallal la lalalalaaa....

Muhteşemdi gözlerimi kapadığımda hala o görüntülerle ve renklerle karşılaşıyorum ve huzur doluyorum...

Büyük , Derin , Serin , Nazlı , Sazlı , İnce ve Kuru Göllerin isimleri,hepsinin manzarası bambaşka ama hepsi kartpostal gibi...

Birbirinden muhteşem 335 fotoğraf var elemek ,eklemek,yazmak gerek ama önce dinlenmek :))

d.n..... Fotoğrafları daha büyük boyutta eklemenin mutlak bi yolu vardır kesinlikle vardır da benim öğrenmem lazım di mi ?? Eveeet yardım istiyorum çünkü fotoğraflar büyük boyken çok daha muhteşemler....

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails