Temmuz 14, 2008

Amasya 'da ufak bi gezinti!!!

Selammm...
Her zaman aklımızda olan Amasra ya gitme gezme kalma fikrini sonunda gerçekleştirebildik...
Samsun a gelirken bi anda gelişen fikir gerçeğe dönüştü ve kendimizi Amasya da bulduk...
Ve neden daha önce yapmamışız diye de pişmanlık yaşamadık diil...Adeta müze kent şeklinde tarihle doğayla iç içe çok ama çok beğendik...

Amasya, Yeşilırmak Vadisi’de antik İpek Yolu güzergahı üzerinde bulunan Anadolu’nun en güzel kentlerinden biri olma özelliğini taşıyor.
Arkeolojik araştırmalarla elde edilen bulgularda M.Ö. 5500 yıllarına dayanan 7500 yıllık bir kültür birikimine sahip Amasya, Kalkolitik Çağ, Tunç Çağı, Hitit, Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı kültürlerinde yerleşim bölgesi olduğu için, açık müze-kent görünümüne sahip illerimiz arasında ..

Ferhat, nakkaşlık yapan, Şirin’e sevdalı yiğit bir delikanlıdır. Saraylar süsler, fırçasından dökülen zarafetin Şirin’e olan duygularının ifadesi olduğu söylenir.


Amasya Sultanı Mehmene Banu’ya, kız kardeşi Şirin için, dünürcü gönderir Ferhat. Sultan; Şirin’i vermek istemediği için olmayacak bir iş ister delikanlıdan. “ Şehir'e suyu getir, Şirin'i vereyim” der, demesine de su, Şahinkayası denen uzak mı uzak bir yerdedir.
Ferhat'ın gönlündeki Şirin aşkı bu zorluğu dinler mi? Alır külüngü eline, vurur kayaların böğrüne böğrüne. Kayalar yarılır, yol verir suya. Zaman geçtikçe açılan kayalardan gelen suyun sesi işitilir sanki şehirde.


Mehmene Banu, bakar ki kız kardeşi elden gidecek, sinsice planlar kurarak bir cadı buldurur, yollar Ferhat’a. Su kanallarını takip edip, külüngün sesini dinleyerek Ferhat’a ulaşır. Ferhat’ın dağları delen külüngünün sesi cadıyı korkutur korkutmasına da, acı acı güler sonra da. “Ne vurursan kayalara böyle hırsla, Şirin'in öldü. Bak sana helvasını getirdim” der. Ferhat bu sözlerle beyninden vurulmuşa döner. “Şirin yoksa dünyada yaşamak bana haramdır” der. Elindeki külüngü fırlatır havaya, külüng gelir başının üzerine bütün ağırlığıyla oturur. Ferhat'ın başı döner, dünyası yıkılmıştır zaten “ŞİRİN !” seslenişleri yankılanır kayalarda.


Ferhat'ın öldüğünü duyan Şirin, koşar kayalıklara bakar ki Ferhat cansız yatıyor. Atar kendini kayalıklardan aşağıya. Cansız vücudu uzanır Ferhat'ın yanına.


Su gelmiştir, akar bütün coşkusuyla, ama iki seven genç yoktur artık bu dünyada. İkisini de gömerler yan yana. Her mevsim iki mezarda da birer gül bitermiş, sevenlerin anısına, ama iki mezar arasında bir de kara çalı çıkarmış. iki sevgiliyi, iki gülü ayırmak için.

Dünyanın İlk Coğrafyacısı: STRABON


Ünlü coğrafyacı ve tarihçi Strabon (M.Ö. 63) Amasya'da doğmuştur. Varlıklı bir aileden olduğu için iyi bir öğrenim görmüştür. Amasya'dan ayrılıp Nil boyunca gezmiştir. Daha sonra Roma şehrinde uzun yıllar geçirmiştir. Bu gezintilerinde tarih, coğrafya, felsefe konularında çalışmış, bilgi toplamış ve eserlerini yazmıştır. Amasya'ya dönmüş ve ve hayatının geri kalan 26 / 27 yıllık kısmını "benim memleketim" dediği Amasya'da geçirmiştir. M. S.26 yılında burada ölmüştür.


Tarihle ilgili 43 kitaptan oluşan eserinden geriye çok küçük bölümler kalmıştır. En ünlü eseri o dönemin bilgisine göre dünya coğrafyasını anlattığı "Coğrafya"dır (Geographika). Dünyanın ilk coğrafyacısı olarak da bilinen Strabon'un bu ünlü eseri bir çok dile çevrilmiştir.
Strabon'un yazdığı eser sadece bir coğrafya kitabı olmayıp, aynı zamanda miladın başlarındaki eski çağ dünyası hakkında bilgi veren bir ansiklopedi, bir tarihi coğrafya veya coğrafyanın felsefesidir.


STRABON'un Amasya Hakkında Yazdıkları
"... Benim şehrim; içinde İris (Yeşilırmak) nehrinin aktığı geniş ve derin bir vadide kurulmuştur. İnsan emeği buraya hem şehir hem kale karakterlerini çok iyi şekilde sağlamıştır. Çünkü burası çok yüksek ve sarp kaya olup dimdik nehre doğru iner. Ve nehir etrafından şehrin kurulmuş olduğu yerde sahilde bir duvar ve her iki tarafta da sivri tepelere doğru uzanan duvarlar vardır. Bu tepeler iki tane olup tabii bir şekilde muhteşem bir kule gibi yükselmektedirler. Bu çevre içinde kralların hem sarayları hem de mezar anıtları bulunur. Her ne kadar şimdi bir eyalet ise de Amaseia (Amasya) bir zamanlar krallara aitti..."

Amasya, Osmanlı sultanlarının birçoğunun şehzadelik dönemlerini yaşadığı, Osmanlı’yı Cumhuriyet’e taşıyan değerlerin yetiştiği, Ulusal Kurtuluş Savaşında milli iradenin oluştuğu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yeniden yapılanma kararlarının alındığı, Cumhuriyet’e giden ışıklı yolun başlıca kilometre taşı ve en önemli yazılı belge niteliğindeki Amasya Tamimi’nin yayımlanarak, “milletin istiklalinin tamamen milletin azim ve kararına bağlı olduğu”nun vurgulandığı önemli bir yerleşim merkezi .... Amasya Kalesi eteklerinde düz bir duvar misali dikine uzanan kalker kayalara oyularak yapılmış olan 5 adet mezar, yapıları ve mevkileri itibariyle ilk bakışta dikkati çekmektedir. Çevreleri oyularak ana blok kayadan tamamen ayrılmışlar ve kaya bloklarına merdivenlerle bağlanmışlardır. Vadi içerisinde irili ufaklı toplam 18 adet kaya mezarı bulunmaktadır. Strabon'a göre kaya mezarları Pontus krallarına ait.

Amasya'nın tarih kokan sokaklarında zamanın nasıl geçtiğini anlamak mümkün değil. Şehir , belirgin bir şekilde Osmanlı izlerini taşımakta. Ancak şehrin neresinde başınızı çevirseniz karşınızda Kral mezarları ... Yamaca tırmanmayı gözümüze kestiremediğimiz için bi sonraki sefere diye erteliyoruz .

Yeşilırmak kenarındaki tarihi evlerin pek çoğu restore edilmiş otel pansiyon cafe restoran şeklinde kullanılır durumdalar...Hafta sonu olup rezervasyonsuz gittiğimiz için zor bulduğumuz ama memnun kaldığımız pansiyonun dışardan ve içerden görüntüsü...
Tarihi evlerin arasında kaya mezarlarının hemen altında şirin turistik bi çarşı ...Elmalı,kral mezarlı tarihi evlerden oluşan magnet ler ve her çeşit hediyelik eşya bulabilirsiniz...

Biz gelip geçerken artık hep uğrar Amasya nın kıyı boyunda tarihi evlerin arasında dolaşırız diyoruz size de tavsiye ederiz....

8 yorum:

Baharcicegi dedi ki...

Amasyaya bizde gitmistik samsundan dönüste,cok güzel tarihi bir sehrimiz her yeri tarih kokuyor.kral mezarliklari bütün ihtisamiyla karsiliyor,paylasim icin tesekkürler canim

SOFRAM dedi ki...

Merhabalar canım, sanırım Samsun'dasınız hoşgeldiniz.Buradayken sizinle tanışmak, görüşmek isteriz tabii vaktiniz olursa canım...
Canım Amasya gerçekten de çok güzel bir yer Samsun'a da yakın olduğu için birkaç kez gittik, aynı yerleri tekrar tekrar gezmek bile büyük zevk veriyor. Çok güzel fotoğraflar çekmişsiniz, emeklerinize sağlık, görüşmek üzere sevgilerimle...

Evcilik Lezzetler dedi ki...

Elif'cim ne de güzel anlatmışsın benim memleketimi evet evet bir başkadır benim memleketim :))) Şu güzel karelerle farkında olmadan ne kadar da özlediğimi hissettim. Gezen ayaklara sağlık olsun :))
Elif bir mail gönderdim sana umarım vakitlice ulaşır sana ;)
Sevgiler...

PERİLİ KÖŞK dedi ki...

ooo herkes dağılmış yav ,ben de İzmir'yim ,çok güzelmiş Amasya,sayende görmüş kadar oldum....
sevgiler.....

Sanem'in Penceresi dedi ki...

Gitmiş görmüş kadar oldum sayende. Saolasın :)

birdutmasali dedi ki...

Geçerken uğrıyarak,
bir samsunludan selam getirdim :))
resimler çok güzel,ama henüz görmek kısmet olmadı,sonbaharda olabilir inşş..
svglr NuNu

belinaymeva dedi ki...

merhabaaa
elif çok memnun oldum ziyaretine:)ne güzel resimler öyle.bende amasyayı görmek istiyorum çok..linklerime ekliyorum..sevgilerrr...blogun çok güzel..:)

Ebruli dedi ki...

Sevgili Elif;
Ne guzel anlatmissin Amasya'yi. Hayran kaldim dogrusu. Ben de en son bu yil 19 Mayis tatilinde gitmistim. Esimin kizkardesi orada yasiyor...
Ben de blogumda mayis ayinda yazdigim "Amasya-Ankara" adli yazimda Amasya dan bahsettim. Ama senin kadar guzel anlatamamisim Amasya'yi. Ama cektigim fotograflarima bakmak icin bir oku derim. Begenirsin umarim...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails