Gittik geldik gittik geldik yorulduuukkk :))
Bayram ve kardeşimin nişanı için Samsun daydık kısacık bi süre Bartın a döndük şimdi Karabük yarın eşimin kuzeninin düğünü için Ankara... Bavul toplamak artık bi işkence ...
Fark edilen ciddi bi sorunsa nikahta giyilecek elbise Bartın da :)))
Eylül 25, 2009
Eylül 16, 2009
Eylül 11, 2009
Şimdi orda olmak vardı ...
Kimi yerler vardır aklımın bi kısmını hep orda olmak isteği meşgul eder Bozcaada bunlardan biriydi şimdi buna Alaçatı da eklenir oldu :))
Alaçatı başka bi yerdeyim hissi verdi bana öylesine estetik öylesine ruha hitab eden bi yer ki uzun zaman aklımdan çıkmayacak sanırım ve dilerim ki en kısa zamanda yine orda nefes alıp veririm :))
Neler mi yaptık Ilıca nın denizinden 1 günde Alaçatı için fedakarlık yapıp buz gibi ve bol rüzgarlı denizinde bolca yüzdük sörf yapanları izledik ve bi sonraki sefere bizde yapıcaz diye hayaller kurduk...

Akşam üstü ve gece saatlerinde sokaklarında bol bol yürüdük,aaa bu kimdi bi yerden tanıyorum hangi dizideydi diye beyin jimnastiği yaptık...

Sakızlı kahve ,dondurma , tatlı , lokma ne bulduysak tadına baktık...Ama İmren de yediğimiz Sakızlı tatlının tadına hiçbirinde varamadık...

Görüldüğü üzre sürekli fotoğraf çektik ve nereye otursakda ne yesek diye düşündük durduk :))

Ara sokaklarda dolaşıp durdukça kendimizi eski bi Rum köyünde hissettik ve çokca gülümsedik:))

Hayal kurduk o evlerden birinde mütevazi bi yaşam sürmeyi ama etrafın cafe ve restoranladan arınmış olmasını isteyerek kendimizle çelişip durduk...
Neler mi yaptık Ilıca nın denizinden 1 günde Alaçatı için fedakarlık yapıp buz gibi ve bol rüzgarlı denizinde bolca yüzdük sörf yapanları izledik ve bi sonraki sefere bizde yapıcaz diye hayaller kurduk...

Akşam üstü ve gece saatlerinde sokaklarında bol bol yürüdük,aaa bu kimdi bi yerden tanıyorum hangi dizideydi diye beyin jimnastiği yaptık...

Sakızlı kahve ,dondurma , tatlı , lokma ne bulduysak tadına baktık...Ama İmren de yediğimiz Sakızlı tatlının tadına hiçbirinde varamadık...

Görüldüğü üzre sürekli fotoğraf çektik ve nereye otursakda ne yesek diye düşündük durduk :))
Zira her yer estetiğiyle öylesine cezbedici baştan çıkarıcı ki bu akşam bura yarın akşam şura
diye bolca plan yaptık ve bolca da kazıklandık :))

Ara sokaklarda dolaşıp durdukça kendimizi eski bi Rum köyünde hissettik ve çokca gülümsedik:))

Hayal kurduk o evlerden birinde mütevazi bi yaşam sürmeyi ama etrafın cafe ve restoranladan arınmış olmasını isteyerek kendimizle çelişip durduk...
Eylül 10, 2009
Çeşme...

Bu tatili 2 kısma ayırdım ben 1. kısım : Tarihi yerleri gezip görme 2.kısım : Deniz güneş kum ve AŞK :))
Tabii ki 1.kısımda da AŞK vardı ama pembe olan sadece 2.kısımdaydı :))
2.kısım Çeşme ye geldikten sonra start aldı . Araştırıp soruşturmalar sonucunda Ilıca da kalmaya karar vermiştik arabadan inip önce kumrularımızı yedik ardından sahilde otelimize yerleştik ve sımsıcak denize kendimizi bırakınca iyiki dedik Ilıca da karar kılmışız...
Balık tutan çocukları izledik ve sahilde balık yedik çok güzeldi ama Dalyanköy e gidince pişman olduk keşke dedik burda yeseydik...
Yok böyle güzel bir deniz .Yanlış anlaşılmasın fotoğraflar Ilıca dan diil Çeşme den.Ilıca ve Alaçatı yı en sona sakladım,kalbimin hala oralarda olmasından sebep:))
Denizden zar zor 1 güncük ayrılarak Çeşme yi gezmeye gidebildik.Minicik şirin mi şirin
kaleye çıktık limanda dolaştık ...
kaleye çıktık limanda dolaştık ...
Balık tutan çocukları izledik ve sahilde balık yedik çok güzeldi ama Dalyanköy e gidince pişman olduk keşke dedik burda yeseydik... Aklımızda kadı bi sonraki gelişte diye söz verdik ...
Öğrendim :(((
Eylül 09, 2009
Didyma & Medusa ...
Gezdiğimiz son antik yapı Didim Apollon Tapınağı...Tapınakta bulunan yılan saçlı Medusa nın bakışları bile ürkütücü ...
Didim'in en önemli sembollerinden biri Medusa ; Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgona' dan biriymiş. Bu üç kız kardeşten yalnızca yılan saçlı Medusa ölümlü ve kendisine bakanları taşa çevirme güçüne sahipmiş. Bu sebeple Antik dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak için Medusa kabartmaları ve resimleri kullanılmış.
Didim’deki Apollon Mabedi de 20 km kuzeydeki Milet şehri ile diğer yöre halklarının geleceklerini öğrenme ve dertlerine çare bulma isteklerini karşılamak için yapılmış.
Perslerin M.Ö. V. Yüzyılda Anadolu’da yaptıkları saldırılar sonunda Dara “DARİUS” bu tapınağı şehriyle birlikte yıkmış ve içerisinde bulunan bronz Apollon heykelini bir çok esirle götürmüş. Bu saldırı ve yıkımdan sonra yaklaşık 150 – 180 yıl harap ve terkedilmiş bir halde kalan mabed, Büyük İskender’in Pers’lere karşı zaferinden sonra bu gün gördüğümüz şekilde yeniden yapılmaya başlanmış.
Yapım işi çok büyük çapta tutulmuş. Mimar olarak Efes’te yanan Artemis Mabedi’ni yeniden yapan Panienie Mileti Dephnis görevlendirilmiş.Yapım işi uzun yıllar sürmüş ve bu arada Milet’in hazinesini de bir hayli sarsmış. Hatta mabedin inşaatında çalışan usta ve işçiler ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle bir süre çalışmamışlar. Bir anlamda tarihin ilk grevi gerçekleşmiş.
Yapım işi çok büyük çapta tutulmuş. Mimar olarak Efes’te yanan Artemis Mabedi’ni yeniden yapan Panienie Mileti Dephnis görevlendirilmiş.Yapım işi uzun yıllar sürmüş ve bu arada Milet’in hazinesini de bir hayli sarsmış. Hatta mabedin inşaatında çalışan usta ve işçiler ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle bir süre çalışmamışlar. Bir anlamda tarihin ilk grevi gerçekleşmiş.
Eylül 08, 2009
Priene & Miletos...
Tatil günlüğü yazmak sonradan olunca pek bi keyifli aynı zamanda da hüzünlüymüş tatil bu özlenmez mi özledikçe de keşke şimdi orda olsam denmez mi ? Daha yaz bitmeden deniz sezonunu henüz 2 gün önce kapamışken bu özlem erken diil mi ? Gerçi yazı bitirdik ve sonbahara girdik di mi ? Benim aklım hala yazda oysa ki ...
Neyse yazı özlemeyi bırakıp gelelim tatil günlüğü yazmanın keyifli yanına hatırlamak güzel şey... Hımm nereye gitmiştik gezdiğimiz antik kentin adı neydi ??
Efenim görmüş olduğunuz ilk dört fotoğraf Priene antik kentinden Athena tapınağı ve Helenistik tiyatro olmakla birlikte çok etkileyici yapılardır kendileri...Tapınak M.Ö. 334 yılında İskender tarafından Athena'ya adanmış. Daha sonra ikinci bir ithaf Augustus'a yöneltilmiş. Böylece aynı tapınakda Athena ve Augustus birlikte tapım görmeye başlamış.
Hellenistlik Tiyatro Ön sıra orkestranın çevresine aralıklarla dizilmiş rahipler için ayrılmış beş adet mermer onur koltuğundan oluşmuş. Beşinci sıranın ortasına sonradan önemli kişilerin oturduğu bir loca yerleştirilmiş. Protokol o zamanlardan beri varmış demek olmaz mı....
Priene den Miletos a doğru ilerlerken fark ettiğimiz Doğanbey köyünden bir kare...
Vee bizi şaşırtan Miletos daha başka daha gösterişli bi antik kentti beklediğimiz ama gezgin umduğunu diil bulduğunu gezer di mi :))
Günümüzden 2000 yıl önce Söke ovası tamamen bir deniz, Bafa gölü de bir koy şeklinde imiş. Milet, Priene ve Didimse deniz kenarında birer kentmiş. Büyük Menderes Irmağı ( Maiandros ) zamanla taşıdığı alüvyonlar ile; ilk önce Priene önündeki denizi daha sonrada Milet ve Lade Adası'nı da içine alan tüm bölgeyi doldurmuş. Aynı dönemlerde Efes' de deniz kenarında iken, zamanla ön tarafı dolarak günümüzde ki halini almış.
Priene'de ki tiyatro hellenistlik dönem tiyatrolarına ışık tutuyormuş,Milet'teki tiyatro ise Yunan - Roma tipini en güzel sergileyen örnekmiş.
Milet ismi mitolojik açıdan Apollon ile ilgiliymiş. Apollon ile Girit Krali Minos'un kızı Akakallis; Akakallis'in üç çocuğundan biri olan "Miletos"a, Minos'un kötülük yapmaması için dağa bırakmış. Çocuğa kurtlar bakış.Daha sonra çobanların büyüttüğü Miletos, Anadolu'ya gelerek Menderes nehrinin kızı"Kyane" ile evlenerek "Miletos" şehrini kurmuş.
Milet M.Ö. 7. ve 6. yy.da en parlak dönemini yaşamış. Milet'liler özellikle M.Ö. 6. yy.da deniz ticaretini ele geçirmelerinden sonra Akdeniz ve Karadeniz'de kurdukları koloniler sayesinde etkinliklerini çoğaltmış ve zenginleşmişler. Giderek Milet, İyon dünyasının başkenti haline gelmiş.
"Plinus"un bildirdiğine göre Milet Kenti yaklaşık olarak 90 koloni kurmus. Bunların arasında "Sinop", "Trabzon", "Giresun" gibi şehirler varmış. Milet "LADE DENIZ SAVAŞINA" 80 gemi ile katılmış, tüm donanmasını yitirmiş ve kazanan Persler, M.Ö. 494'de kenti ve beraberinde Apollon Mabedini yakıp yıkmışlardır...Klasik dönemde önemi büyük ölçüde azalmış olmasina rağmen Milet, Hellenistik dönemin ticaret, sanat ve bilim alanıinda başta gelen merkezlerinden biri olmuş. Roma döneminde bağımsız bir kent olarak "Asia Eyaleti"nin, yani Batı Anadolu'nun belli başlı metropollerinden biri sayılmış. "Latmos Körfezi"nin M.S. 3. yy'da dolması üzerine, körfez çevresindeki "Priene", "Myus" ve "Herakleia" gibi kıyı kentleriyle birlikte Milet de sönükleşmiş ve küçülmeye başlamıştır. Bizans çağında küçük bir köye dönüşmüş...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














