Haziran 18, 2008

Karadeniz'in çalışkan kadınları için ; Sarı Yazma!!!

Seviyorum yazarları kendi anlatımlarıyla okumayı , yazarın hayatıyla birlikte bir döneme tanık olmak yaşananları görmek etkileyici kendimi o zaman dilimindeymiş gibi hissediyorum...

Sarı Yazma da Rıfat Ilgaz la birlikte o dönemi yaşamış oldum adeta Cide de doğup büyüdüğü yerleri gezerken , ordan babasının tayini sebebiyle Terme ye gittiğinde ben de vardım sanki ,öğretmenliği ,hastane dönemleri ,cezaevleri hepsinde yanındaydım...dönemin güçlükleri çekilen yokluklar yaşamın ne zor olduğu her birine kitapta tanık oluyosunuz onunla birlikte yaşıyosunuz....

Kitap yazarın yıllar sonra memleketi olan Cide de geriye dönüp yaşadıklarına bakması ile başlıyor ve başladığı yerden de yazmaya devam ediyor,çok zor şartlarda geçen çocukluğu,anne baba ve kardeşleri ile ilişkileri ,babasının ölmesi ile ideaallerinden vazgeçip öğretmen okuluna gitmesi okul yaşantısı boyunca öğretmen ve arkadaşları ile yaşadıkları dönemin zorluklarına rağmen aşık oluşu yaşayamayışı...

Sonrasında öğretmen oluşu çok çabuk evlenmesi bi kızının olması adından daha da çabuk ayrılışı,kızını yıllar sonra görmesi tabii ki tanıyamaması...

Sonra eski hayali olan ünv.okuması edebiyatçı oluşu tekrar evlilik bu arada yakalanılan dönemin en önemli hastalıklarından olan verem sebebiyle defalarca yatılan senatoryumlar evden uzak kalmalar iki çocuğunu hastalık sebebiyle görememesi tekrar ayrılık...

Kurulan ve defalarca kapatılan dergiler edebiyat dünyasının en önemli sanatçılarıyla yaşanan dostluklar idealleri uğruna defalarca yatılan cezaevleri ama her şeye karşın düşüncelerinden vaz geçmeme he şeyi ık bi dille söyleme yazma ,dönemin yasakçı zihniyetine başkaldırı...

Rıfat Ilgaz ın yaşamıyla birlikte bir dönemi anlatıyor sarı yazma ve bi yazarın ne kadar çok zor yetiştiğini ne kadar zor şartlarda yaşadığını,ne kadar yokluk çektiğini ama hiçbir zorluğun onu yazmaktan alıkoyamadığını hayatını adeta yazmaya adadığını, yazmanın belki de çocuklarından bile önce geldiğini hiçbir şey için düşüncelerinden şaşmadığını,her zaman toplumdan fakirden yana olduğunu ...

Haziran 15, 2008

Yokluğumdaaa!!!

Selammm...
Uzun bi aradan sonra Bartın a da bloglar alemine de döndüm...
19 Mayıs tatili öncesi yapılan planlar zorunluluk sebebiyle ertelenip Samsun un yolu tutulur acilen ameliyat olunur ve sağ salim bi hale gelip getirilip tekrar Bartın a dönülür...
Gerek hastanede gerek hastane sonrası evde yakınlarla eş dostla görüşülür aile muhabbetleri yapılır ,bol bol telefonla görüşülüp arkadaşlardan ,akrabalardan bol bol moral alınır arada da kitap okunur,okumak için bolca kitap edinilir 1 ay erkenden zoraki tatile girmenin keyfi sürülür :))

Rıfat Ilgaz ın Radarın Anahtarı , Yıldız Karayel ve Sarı Yazma kitapları keyifle okunur betimlemelere ,anlatış şekline ,toplumu o denli anlayışına hayran olunur...

Montaigne in Denemeleri ne başlanır aceleye gelmeden rahat rahat okunacak bi zamana ertelenir şimdilik bitirilmez o esnada alınan başka kitaplara dalınır...

Adam Fawer adında yeni keşfettiğim bi yazarın Olasılıksız adlı kitabı okunur peşinden de sonraki kitabı olan Empati acil bi şekilde edinilir okunacaklar sırasına girer...

Turgut Özakman ın Çanakkale savaşını anlatan Diriliş kitabı da alınarak listeye dahil edilir bi an önce okumak için can atılır ...

Şu anda da tatil öncesi arkadaşda görüp aldığım fakat Samsun a götürmediğim Lisa Klein in Ofelya sı elimde... Biri Hamlet Danimarka Prensi diğeriyse Ofelya ,bu iki aşığın hikayesini bildiğinizi sanıyorsanız bir daha düşünün diyor kitabın başında meraktayım...

En kısa zamanda okuduklarımla yine burdayım...

Mayıs 11, 2008

Annemm ve Bizzz!!!

Büyümüş de küçülmüş denilen türden olup çok bilmiş bi kız çocuk , sessiz sessiz durup her türlü yaramazlığı alttan altta yapan cin gibi bi erkek çocuk ,ben ve kardeşim....
Yaptığımız yaramazlıkların hikayesini uzun yıllar dinledik ve annemin bizim peşimizden yıllar boyu ve hala koşturmalarına yakından hep tanık olduk...
Her anımızda hep yanımızdaydı , Nezoşşş kardeşim ve ben seni çok seviyoruz :))))
Anneler günün kutlu olsun ....

d.n .... sol üst fotoğrafta bilmiş bilmiş duran ben ,muzip bakışlı olan şirin ,kardeşim ve de yılların güzelliğine güzellik kattığı annem evimizden hiç eksik olmayan deve tabanıyla muhtemelen babamın çektiği bi karedeyiz...

Mayıs 09, 2008

Masmavi eşsiz suları özledimmm!!!!

Bi anda sımsıcak rüzgarı ,dalgaların sesini ,denizin kokusunu özlediğimi hissettim ...
Arşivden yaz fotoğraflarına bakarken o güzelim sahilleri,koyları sizlerle de paylaşmak istedim...
Denizdir... Yüzmeyi , kumlarda uzanmayı, güneşlenmeyi çooook seviyorumm ve özledimmm...
Yukadaki fotoğraf şirin mi şirin Akyaka köyünün birbirinden güzel koylarından biri,orman içinden denize girmenin keyfi yok böyle bişii...

Ölüdeniz kumsalı ,anlatmaya bile gerek yok Ölüdeniz de yüzmeyen yüzdüm dememeli derim ben...
Datça nın buzz gibi denizi Palamutbükü,Hayıtbükü gibi eşsiz koylarına giderken Dilek mağrası....
Datça da Hayıt bükün den bi kare...
Marmarris in iğne atsan yere düşmeyecek İçmeler i,kalabalık ama bi o kadar da güzelll...
Ve yine İçmeler den başka bi görüntü her yerden her milletten turist akını international...
Fethiye nin girintili çıkıntılı sayısız koylarının Fethiye girişinden bi görüntüsü...

Sanıyorum Sedir adasının girişi yok Sedir adası gibi yazık ki o muhteşem kumlar her geçen gün yok oluyor ...
Assos dan bi manzara minicik ama çok güzel bi liman ondan da minik bi koy dip dibe taş oteller barlar restorantlar...
Ahhhhh Bozcaada aklımın bi yanı sende ... Öyle güzeldi öyle hoş bi tatildi ki bomboş koylaı görünce arabadan inip kendimizi o buzzzzzzzz gibi sulara bıakmadan duramadık :)))
Dalyan sazlıklar caretta lar çamur banyosu İz Tuzu plajı eee daha ne olsun miss gibi deniz ipek gibi kumlar...
Yine İz Tuzu plajından bi yanı tatlı su diğer yanı tuzlu su arada müthiş bi akımmm aman dikkatttt....
Akyaka sahili adım adım gezilen her yanında yüzülen ahh yine gitsek denilen ...
Knidossss bambaşka bi alemmm....Bilmem kaç yüzyıl öncesine yolculuk....
Gökçeada Kuzu limanı martılar ,güneş ,deniz ....
Tadına doyulamayan her durakta yüzmekten bıkılmayan birbirinden güzel koylar....
Lacivert koy derin ve soğukkkkk....
Şimdi oldu mu bu maviyi görüp yüzemeden sadece bakmak,yaz gelsin deniz kum güneş ,özledimmmm.....

Mayıs 07, 2008

Kitaplarımmmm...

Bloğuyla yeni tanıştığım Sevgili Aslı ya kitaplarla ilgili bu mim tam benlik diye zorla sobeletmiştim kendimi :)) benim için öyle önemli ki kitaplar alel acele bişiler yazmaktansa biraz düşünmeyi ve kitaplarımı fotoğraflamayı tercih ettim o yüzden cevaplamam zaman aldı.Aslı ya bu güzel konuda bana bişiler karalama fırsatı tanıdığı için teşekkür ediyorum...

Kitap, kitaplar ,kitap okumak hayatta en çok sevdiğim hobiler arasında en başta yer alır muhakkak ki....Belli zamanlar olmuştur belli dönemler okumadan geçen şu anda en çok üzüldüğüm ve boşa geçtiğini düşündüğüm zamanlardır...Kitap okumaya kendimi bi kaptırdıysam da hayat durur sanki okumak diil adeta ben de kitaptakiler gibi o anı yaşarım gerçekten hissettiğim beğendiğim kitaplarda...

Çocukluğumun ilk günleri kalabalık bi ailede geçti.Babanem, dedem, amcam, annem, babam, kardeşim ve ben,amcamın duvardan duvara kitaplarla dolu kütüphanesi vardı ne çok okumuştum onun bizler için aldığı kitapları ,karikatür dergilerini,Abdülcanbazlar ı hatırlıyorum ne çok gülerdik kardeşimle :))

Önce kuzenlerim okumuş sonra ben okunmaktan aşındırmıştım kitapları...Neler yoktu ki Can yayınlarının o dönemler ki çocuk serisini hatırlıyorum ama en çok aklımda kalan etkilendiğim Şamatalı Köy olmuştur...Çok düşünmüşümdür onların yaşadıklarını gerçekleştirmeyi,yan komşularımla haberleşmek için yöntemler icat etmeyi,uzun kablolu oyuncak telefonumuz vardı 2 tane onu kullanarak planlar yapmayı ...

Sonra Milliyet Kardeş ler Milliyet Çocuk lar yenisinin çıkmasını ve okumayı sabırsızlıkla beklemişimdir....

Sonrasında ilkokul sınıf kitaplığından aldığım Pal sokağı çocukları, ,Gülliverin gezileri,Aziz Nesin'in Şimdiki Çoçuklar Harika,Seksen günde Devri Alem ,Polyanna lar bi dönem Gülten Dayıoğlu,Kemalettin Tuğcu nun kitapları diye devam etti okuma serüvenim...

Sonrasında ortaokul yıllarımda takıldığım Çalıkuşu ne çok okudum defalarca tüm satırlarını ezberledim yaladım yuttum adeta sonrasında da Reşat Nuri nin tüm kitaplarını okudum diyebilirim Sonra Yaban, Gazap Üzümleri ,Sodom ve Gomore ler en çok etkilendiklerimdendir ...
Sonra bi dönem kitaplardan uzak kaldığımı hatırlıyorum üniversitenin ilk yılları sanırım ne çok üzülürüm şimdi o zamanlar okuyamadığım kitaplar için o dönem beni uyandıran Ayşe Kulin in Adı Aylin i olmuştur kuzenimin kitaplığında rastlamış ve soluk almadan okumuşumdur peşinden Sevdalinka,Füreya,Bir Gün Kardelenler ve diğer tüm kitaplarını yine aynı keyifle okumuşumdur.Marquez in Yüzyıllık Yalnızlık kitabından acaip etkilenmişimdir...

Sonra Siluetini Sevdiğimin Türkiye si, Richard Bach ın Martı sı , Öner Yağcı nın Turnalar ı ,Can Dündar ın 12 Mart dönemini anlatan belgesel tarzı kitapları ,klasiklerin bi kısmı Suç ve Ceza dönemin popüler kitapları...

Sonradan tanıştığım Dan Brown ın tüm kitapları ama en beğendiğim Melekler ve Şeytanlar sonrasında da Da Vinci Şifresi gelir.Bi de böyle bi durumum vardır bi yazara taktıysam tüm kitaplarını okumadan rahat edemem mutlaka aklımda kalır...Son zamanlar en çok etkilendiklerim Kürşat Başar ın Bşucumda Müzik,Nermin Bezmen in Sır ve Aurora nın İncileri ,Buket Uzuner in Kumral Ada Mavi Tuna ve İki Yeşil Su Samuru dur...

Son okuduklarrım zaten blogda mevcut ama asıl okumak istediklerim işte onlar beni en çok meraklandıranlar Oğuz Atay ın Tutunamayanlar vardır ki ne zamandır elime alır alır bi türlü başlayamam sonra Orhan Pamuk un pek çok kitabına niyetlenmiş ama bi türlü başlayamamışımdır.Hatta başlayıp tek yarıda bıraktığım kitaptır Kara Kitap üniversitedeki o kitaplardan uzak olduğum dönemde başlamıştım ve kalmıştı yazın hepsini sıraya koyup okumak istiyorum...

Daha niceleri Şu Çılgın Türkler soluksuz okuduklarımdan,Efendi I ve II,Hasan İzzettiN Dinamo nun Kutsal İsyan serisi geçen yaz başladığım 3 tanesini bitirip 2 tanesini en kısa zamanda bitirmeyi düşündüğüm,Sabahattin Ali nin Kürk Mantolu Madonna sı süperr tek kelimeyle...

Sonra Biyografiler nice okuduğum ve aklımda kalan unuttuğum nice kitaplar zamanında okumadığım çocuk kitapları sonradan okuduğum ah ben bunları nasıl okumamışım dediğim Behrengi ler, Küçük Prens ler...

Şaştığım okumaya zaman ayırmayanlar , vakti olduğu halde okumayanlar ....

İşte benim hatırlayabildiğimce kitaplarla yaşadığım serüven kitapsız bi yaşam düşünemiyorum ve okumak istediğim o kadar çok kitap var ki vakit kaybetmemek lazım :))

Kitapsız olmaz diyen herkesi bu mime davet ediyorum yazmayı çok sevmediğini ,fakat okumayı çok sevdiğini bildiğim arkadaşım Filiz Bahçesi bu davet sana da :))

Bol kitap ,bol kahve ,bahar ve huzur dolu günler diliyorum...

Mayıs 06, 2008

Rengarenk Kalpli Patates Salatası...


Selammm...
Uzun zamandır denemek istediğim ve merak ettiğim görüntü ve lezzetti renkli patates salatası ...Bi türlü de nasıl bi kalıpta yapacağıma karar verememiştim.Blog gezintileri yapıp kafama göre tasarladım ve pratik olsun ters evirmeyle de uğraşmayayım diye kalpli kalıpta yaptım,bi daha ki misafirlerim için kek kalıbında yapmayı düşünüyorum kesinlikle o da çok şık oluyor...
Eşim sonucu ilk gördüğünde aaa chesecake mi yaptın dedi (kalpli hep cheesecake yapmışım demek )ama yakından bakınca öyle olmadığını farketti tabii hemen...

Görüntü çok hoş ama lezzet açısından bakınca bildiğimiz patates salatasını kesinlikle tercih ederim...Hele kırmızı lahanalı olanı beğenmedim dersem yalan olmaz...

Yapılışı son derece pratik fakat ayrı ayrı hazırlanacağı için zaman alıcı olabiliyor,patatesleri haşlayıp eziyoruz ve dörde ayırıyoruz bi kısmına rendelenmiş havuç ,bi kısmına rendelenip limonlanmış kırmızı lahana ,bi kısmına bol yeşillik kalan parçayı ise sade olarak kullanıyoruz tabii hepsine yağ limon tuz istediğiniz baharat harcı yapmayı ihmal etmiyoruz ...

Ben tabağa kelepçeli kalıba ait olan kalpli kalıbı koydum(tabanı yok sadece yan duvarlar mevcut) malzemeleri de sırayla içine dizdim ve 2 saat dolapta bekletip çıkardım .Tabii en üste domates eklemeyi unutmuyoruz...
Kalıba koyacaklar kalıbın içine streç film semeyi unutmasınlar aksi takdirde kalıptan çıkarmak çok zor olabilir ve tersten yerleştirsinler mutlaka...

Dediğim gibi görüntü olarak muhteşem masaya çok yakışan çok şık bi görüntü ....
İlham kaynağı olan tüm blog komşularıma teşekkürler ve sevgiler...

Mayıs 01, 2008

1 Mayıs!!!!

1 Mayıs 1977 öncesinde 1 Mayıs İşçi Bayramı için hazırlanan, "dünyayı avuçlarında yükselten işçi" logosu.Bugün işçilerin Taksim e çıkma isteklerini bi inat olarak görmenin 1 Mayıs 1977 de yaşananları tam anlamıyla bilmemekten ya da hissetmemekten kaynaklandığını düşünüyorum.Tarihe Kanlı 1 mayıs olarak geçen 1mayıs 1977 de Taksim kutlamalarında 28 kişi ezilme ya da boğulma nedeniyle, 5 kişi vurulma nedeniyle, 1 kişi de panzer altında kalarak yaşamını yitirmiş, yaklaşık 130 kişi de yaralanmış.Üzerinden geçen bu kadar yıla rağmen olay hala aydınlanamamış (!) ya da aydınlanmak istenmemiş...

İşte bu sebeple ki bugün 1 Mayıs kutlamaları karanfilerle saygı duruşlarıyla anma şeklinde yapılmak isteniyor fakat herşeye yasakçı zihniyetle yaklaşan baş takımının 1 Mayıs ı kutlama zihniyeti panzerlerle silahlarla biber gazlarıyla oluyor maalesef... Yok olay çıkar yok biz biliyoruz provakatörler gelir diye de savunma yöntemi bulmuşlar kendilerine ,fakat bilmedikleri şu ki olay çıkarsa engellemektir senin görevin olay çıkarmak diil...

Bekir Coşkun ve Cüneyt Ülsever in bugün ki yazılarını okumanızı öneririm ve Hatırla Sevgili nin o dönemleri anlatan bölümlerini ( ki şu anda yayınlanan bölümler ) izlemenizi , Cuma akşamları 22 .00 de...

Tüm işçi ve emekçilerin 1 Mayıs İşçi bayramı kutlu olsun...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails