En son 28 Ocakta yazmışım...
26 Şubat çok çok mutlu olduğumuz içimizin kıpır kıpır olduğu sevinçten uçtuğumuz bir gündü...
28 Martsa tam tersi...
Ama içimizdeki istek ve inanç hiç bitmedi aksine katlanarak arttı...
Bekliyoruz...
Mart 31, 2011
Ocak 28, 2011
Kastamonu & Ilgaz ...
Uzun bir aradan sonra soğuğu hissetmek güzelmiş,özlemişiz...
Ve ne az fotoğraf çekmişim...
Pastırmalı yemeye fırsat bulamadım Ilgaz'da yediğim sucuk ekmektir sebebi...
Kahve yerine enfes sıcak çikolata ve sıcak şarap içtik...
Cem Sultan bedesteninde de eğlendik...
Keyifle geçen iki gündü...
Ama Ilgaz da kaldığımızdaki kadar keyif aldım desem yalan olur...
Kesinlikle Kastamonuya gidin etli ekmek yeyin ama mutlaka Hanedan'da,çekme helva alın ve Ilgaz'da bu otelde kalın...
Sabah yeni yağmış kara uyanmanın keyfi bile bir başka...
Ocak 27, 2011
Ocak 20, 2011
5 yıl sonra...
Hafta sonu önce Kastamonu ardından Ilgaz'dayız...
Heyecanlıyım...
Dileğim böyle kar olması :))
Ve hımmm etli ekmek + merak ettiğim pastırmalı ekmeklerin en şahanesinden olması...
Eee birde Dorukta kahve keyfi daha ne olsun...
Heyecanlıyım...
Dileğim böyle kar olması :))
Ve hımmm etli ekmek + merak ettiğim pastırmalı ekmeklerin en şahanesinden olması...
Eee birde Dorukta kahve keyfi daha ne olsun...
Ocak 15, 2011
Eyvah Eyvah II
2005 yılıydı gittiğimizde Bozcaada' ya...
O gün bugündür aklımın bir köşesinde hep merak ettiğimiz yerlerin varlığından sebep gidemedik, gitmedik bir daha :((
Ama şimdi her zamankinden daha çok istedim ne çok özlemişim sokaklarında salına salına dolaşmayı ,buzz gibi sularında yüzmeyi...
Ama bu sefer gittiğimde eski bir Rum evinde kalmayı adalıymış gibi yaşamayı diliyorum...
Acaip Adasever olduğumu söylemiştim değil mi??
Ada 'da görmüştük Ata' yı şimdi yine onu orda görünce bi hoş oldum...
Evet Eyvah Eyvah ı izledim...
Enerjisi bol ,kahkahası bol ,neşeli, eğlenceli, şen bir filmdi...
Çok şey beklemeyin sadece eğlenmek için gidin ve keyfine varın :))
Yoğun bir haftaydı ve sakin geçirmeyi dilediğim bir hafta sonuyken hiç olmadığı kadar yoğun olabilecek bir hafta sonunun başlangıcı için kesinlikle izlenmeye değerdi...
Kafa dağıtmaya birebir...
Mutlu hafta sonları diler ben :))
Ocak 12, 2011
Kadın bedeninde erkek olmak...
2010 un kitap okunmayan bir yıl olmasının kayıtlara geçmesi sebebiyle 2011 i kitap yılı ilan eder etmez siparişlerimi verdim ve gelmelerini beklemeden okumaya başladım...
Önce Hümeyre, Alaçatılı ardından da Yeminli Bakire...
Önce Hümeyre, Alaçatılı ardından da Yeminli Bakire...
Bu yıl için hedefim en az 60 kitap bakalım tutturabilecek miyim?
Yeminli Bakire gerçek bir yaşam öyküsü hiç duymadığım bizdeki törenin daha korkunç hali...
Ülkemizde de olduğu gibi kadınların yanında erkek olmadan bir hiç olmasının getirdiği zorunluluktan sebep kadınlığından vaz geçmek zorunda kalan bir kadının hikayesi...
Beni çok etkiledi...
Günümüzde hala erkek olarak verdiği sözü yaşamakta olan 40 kadın varmış,aynen erkek gibi giyinip, erkek davranışları sergileyen, toplumda erkek gibi değer gören...
Çok zor...
İlgi çekici bir konu akıcı bir anlatım hele sonuna doğru elimden bırakamadım....
Tavsiye ederim...
Hala yaşamakta olan Yeminli Bakirelerle yapılmış röportajlar için;
Hala yaşamakta olan Yeminli Bakirelerle yapılmış röportajlar için;
Ocak 07, 2011
Alaçatılı...
Acaba hangisi ?
Gerçekliğine öylesine inandıran bi roman okudum ki ben.
Arşivi karıştırıp acaba bu taş evlerden biri olabilir mi diye düşünmeden edemedim...
Kökler
Taş ev
Yasak aşk...
Bazen heyecan, bazen merak, bazense hüzünlenerek okudum her bir satırı...
Acaba bizim köklerimizde neler yaşadı diye düşündüm mübadeleyle bu topraklara gelmiş dedelerimin varlığını anımsayarak...
ALAÇATILI
Alaçatı, pek doğru olmasa da, yöre halkınca bir Rum beldesi olarak bilinir. Her taş evinin, kuşaklar boyu unutulmamış Rumlarla ilgili bir hikayesi, her ailesinin Rumlardan kalma kırık dökük birkaç parça eşyası vardır. Rumların Alaçatı'ya geliş gidişleriyse, okyanus med cezirleri gibi abartıyla anlatılır. Alaçatılı romanı XIX. yüzyılın sonlarını da içine alan, yakın tarihimizin özgünlüğünü yitirmemiş eşsiz mekânlarında geçer. Türk ve Rum iki ailenin aynı taş evde yaşadıkları acı tatlı olaylar gerçekçi şekilde, yalın bir dille anlatır. Rum ailenin 1890 yılında Sakız Adası'ndan Alaçatı'ya gönüllü göçü, Boşnak ailenin Balkan Savaşlarından sonra nüfusunun çoğu Rum olan Alaçatı'ya zorunlu yerleştirilmesi, Rumların 1. Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki yönetimince Sakız Adası'na geri gönderilmeleri, Yunanlıların 15 Mayıs 1919'da Alaçatı'da Osmanlı yönetimine son vermeleri... Ardından 11. Dünya Savaşı günlerinde Sakız Adası'nın Alman uçaklarınca bombalanması sonucu Rumların can korkusuyla Türkiye'ye sığınmaları, yaşamları taş evde kesişen farklı kültürlerden iki gencin savaş koşullarında alevlenen yasak aşkları, Rum ailenin Kıbrıs ve İngiltere üzerinden Yeni Dünya'ya göçü ve New York'lu avukatın Alaçatı'da köklerini araması...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





